Kadına Şiddete Son  Kadına yönelik şiddet ve istismar olaylarına anında müdahale etmek için Alo 183 Danışma Hattını arayınız.
Anatolia Tüp Bebek Merkezi Kadınlar Forumu Son Yazılar |
|
|
Erkeklerde Sperm Sayısını Arttırmanın Yolları
|
Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) 1992 yılında belirlediği kriterler uyarınca sperm sayısı için normalin alt sınırı mililitrede 20 milyonun altında sperm bulunması ve hareketliliğin %50’nin altında olmasıdır. Bu durumda kullanılacak herhangi bir tedavi yönteminin ( vitamin desteğinin, ilaç tedavisinin, hormon kullanımının, operasyonun ya da beslenme şeklindeki değişikliğin) gebe kalınabilirliğe bir faydası bulunmamaktadır. Bu nedenle günümüzde kabul edilen görüş erkekte sperm sayısını arttırmaya yönelik tıbbi tedavi yapılmasından ziyade mevcut spermin kullanılmasıdır. Eğer toplam hareketli sperm sayısı 10 milyon üzerinde ise %10-15 gebelik şansı ile aşılama ( intrauterin inseminasyon) yöntemi denenebilir. Ancak sperm sayısında daha şiddetli düşüklük var ise tüp bebek yapıldığında sonuçlar çok daha yüz güldürücü olmaktadır.
Varikosel varlığında ne yapılmalı?
Testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarlarda genişlik olmasına varikosel denilmektedir. Eğer şiddetli ağrıya neden olan, ya da elle bariz olarak fark edilebilen varikosel varlığına ilaveten sperm sayısında da düşüklük var ise operasyon düşünülebilir. Ancak ıkınma ile ya da dopler ultrasonografi ile saptanan varikoselin cerrahi yöntem ile düzeltilmesinin kendiliğinden gebe kalınabilirliğe bir faydası bulunmamaktadır. Bu nedenle bu hastalar da cerrahi tedaviyi önermemekteyiz.
Menide sperm yokluğunda tedavi yöntemi
Menide sperm bulunmaması durumuna ise azospermi demekteyiz. Azospermi genel popülasyonda %1 oranında görülürken, gebe kalmakta sıkıntı ile başvuran çiftlerin %10-15’inde görülmektedir. Şiddetli sperm sayısı düşüklüğü olan ve azospermisi olan hastalarda % 7-10 oranında var olabilecek kromozomal anomalileri saptayabilmek açısından kanda kromozom analizi yapılmasını da önermekteyiz.
Azospermi hastalarını da üç alt kategoride incelemekteyiz. En sık gördüğümüz azospermi nedeni, testislerde yetersizliğe bağlı olarak sperm yapımının olmadığı ya da meniye geçebilecek düzeyden daha az sperm üretiminin olması nedeniyle azospermi görülen hastalardır. Bu hastalarda tüp bebek yapılarak bayanın yumurtaları toplamaya hazırlandıktan sonra yumurta toplamadan 1 gün önce testislere mikroskop altında biyopsi yaparak sperm aramaktayız. Burada önemli olan sperm yapımı testiste tek bir alanda olup diğer noktalar da olmayabileceğinden, yani sperm yapımı testiste homojen olmadığından çoklu noktadan, ancak mümkün olduğunca küçük parçalar alarak, testis dokusuna zarar vermeden örnek alınmasıdır. Bu sayede hem sperm çıkma oranları artacak, hem de geride kalan testis dokusuna zarar verilmemiş olacaktır. Kendi pratiğimde bu durumda olan yaklaşık 1000’nin üzerindeki hastaya biyopsi yaptık. Bu uygulama ile hastaların yaklaşık %50-55’inde sperm elde edebilmekteyiz ve gebelik oranları da ejekülat spermi kullanılarak yapılan uygulamaya yakın olmaktadır.
Özellikle yine azospermi ile giden bir kromozomal rahatsızlık olan klinefelter sendromunda kromozom sayısı normalde 46,XY diziliminde olması gerekirken 47, XXY diziliminde olmaktadır. Bu durum hastalarımzda genel sağlıkları açısından bir sorun yaratmasa da azospermiye neden olması dolayısıyla çocuk sahibi olmakta sıkıntıya neden olmaktadır. Biz de yakın zamanda Klinefelter Sendromlu hastalarımızın mikroskobik TESE ve mikroenjeksiyon yöntemindeki performanslarını değerlendirerek yurtdışı saygın bir dergide yayımladık. Çalışmamız bu hasta grubunda dünyada 3. en büyük seri olup, serimizde bugüne kadar 80 Klinefelter Sendromlu hastaya tüp bebek yaptık ve %61 oranında sperm elde edebildik. Bu nedenle özellikle azospermisi olan hastalarda mikroenjeksiyon yöntemi sayesinde artık biyopsi ile elde ettiğimiz az sayıda spermi kullanarak bu çiftlerimizde gebeliği elde edebilmekteyiz. Mikroenjeksiyonun son 20 yıldır yapılmakta olduğunu ve bu yolla ilk doğan bebeğin 20. yaş gününü kutladığını da sözlerime eklemek isterim. Daha önceki tarihlerde bu hastalar da maalesef tedavi şansımız olamamakta idi. Yani şükürler olsun ki mikroenjeksiyon yöntemi sayesinde bu hastalarımız da baba olma şansını yakalayabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki TESE yapan el ve hekimin deneyimi çok önemlidir. Çünkü testis dokusuna zarar vermeden, çoklu noktadan örnek alınması sperm bulunma ihtimalini ve gebelik şansını arttırmaktadır. Bu nedenle tek noktadan biyopsi alınmış ve sperm bulunamamış olan olgularda biz kendi pratiğimizde tekrar çoklu noktadan biyopsi alınmasını tavsiye etmekteyiz ve bu durumda olup daha önce sperm elde edilemediği halde merkezimizde tedavi sonrası gebe kalabilmiş çiftlerimiz olmaktadır. Ancak bizim koşullarımızda biyopsi yapılmış ve sperm elde edilememiş ise tekrar deneme önermemekteyiz.
Daha nadiren sperm taşıyan kanallarda tıkanıklığa bağlı azospermi de görülebilir. Bu hastalarımızda da tüp bebek tedavisi yaparak, yumurta toplama günü enjektör ile tıkalı olan kanallardan ya da testislerden aspirasyon ile %100’e yakın oranda sperm elde edebilmekteyiz. Çok daha nadiren hormonal yetersizliğe bağlı azospermi olan hastalar da tıbbi tedavi ile sperm üretimi sağlanabilir. Ancak bu grup dışındaki hastalar da ilaç tedavisinin sperm üretimine katkısı olmamaktadır.
Bu nedenle sperm sayısında düşüklük olan ya da menide hiç spermi olmayan (azospermi) hastaların her türlü tıbbi tedavi ve operasyondan ziyade, saygın merkezlere başvurarak, durumlarının değerlendirilmesi ve ehil ellerde, testis dokusuna zarar vermeden, çoklu noktadan örnek alınarak biyopsi yapılması ile gebelik şansları artmaktadır.
|
|
|